Tayyip Hükûmeti Kimden Aldı? Felsefi Bir Deneme
Filozofun sessiz odasında, zamanın ve iktidarın gölgeleriyle düşünürken bir soru çalındı kapıdan: “Tayyip hükûmeti kimden aldı?” Bu soru salt bir tarihsel tespit değil; etik, epistemoloji ve ontoloji alanlarının kesiştiği, iktidarın mirası ve sorumluluğuyla yüzleşen bir sorudur. Hükûmetin devraldığı meşruiyet, ideoloji ve toplumsal bağların izinde bu denemede iz sürülecektir.
Ontolojik Katman: İktidarın Varlığı ve Mirası
Ontoloji açısından “kimden aldı” sorusu, aslında hükûmetin varoluş temelini sorgular. İktidar boşlukta belirmez; önceki düzenden, kurumlardan, toplumsal pratiklerden ve meşru zeminlerden bir miras devralır. Tayyip hükûmeti, önceki hükûmetlerden, anayasal düzenlerden, parti geleneğinden, bürokratik aparatın sürekliliğinden ve o toplumun siyasi kültüründen devraldı.
Örneğin, AK Parti, 2002 seçimleriyle parlamentoda çoğunluğu alarak Abdullah Gül’ün 58. hükûmetinden (AK Parti içinden bir hükümet) devraldı. [1] Bu devralış, salt koltuk devri değil; kurumların, normların, bürokratik alışkanlıkların, güç dengelerinin ve toplumsal enerjinin devredilmesidir. Böylece varolan yapı, yeni bir iktidar tarafından yeniden biçimlendirilirken – hem onu kabul eden hem dönüştüren – bir ontolojik süreklilik kurulur.
Hükûmetin öznesi (Tayyip hükûmeti) ile önceki özne (önceki rejimler, partiler, aktörler) arasındaki sınır bulanıktır; çünkü devralma, aynı zamanda içselleştirme, adapte etme ve yeniden kurgulamadır.
Epistemolojik Katman: Bilgi, Anlam ve Meşruiyet
Epistemoloji açısından, iktidarı “kimden devraldığın” sorusu, hükmün bilgi kaynaklarını ve meşruiyetini sorgular. Hükûmet hangi bilgi klasiklerini benimsedi? Hangi ideolojik doğrularla hareket ediyor? Kimden aldığı, onun epistemik temellerini gösterir.
Tayyip hükûmeti, bir yandan neoliberal ekonomik paradigmayı, serbest piyasa söylemlerini, küresel finans ağıyla bağlantıları devraldı; öte yandan muhafazakâr-millî söylemleri, İslamcı kökenli siyasi kaynakları ve toplumsal muhafazakar kültürü iktidara taşıdı. Bu bilgi kaynaklarının bir sentezi olarak “AK Parti söylemi” üretildi.
Bilginin iktidar üzerindeki rolü önemlidir: Eylemlerin meşruiyeti, “bilimsel, uzman, akılcı” söylemlerle desteklenir. Hükûmet, politikasını ekonomik büyüme, kalkınma hedefleri, yatırım stratejileri bilgi verilerine dayandırarak meşrulaştırır. Bu, epistemik bir aktarımdır: hükûmet “bilginin kime ait olduğu” sorusundan etkilenir.
Ayrıca muhalefet ve eleştiriye açık bilgi rejimleriyle yüzleşir. “Kimden aldığı”nın belirlediği epistemik çerçeve, hangi düşünceleri kabul eder, hangilerini dışlar; hangi yorumları meşru sayar, hangilerini reddeder, bunları belirler.
Etik Katman: Sorumluluk, Hesap Verme ve Ahlaki Miras
Etik düzeyde “kimden aldı” sorusu, iktidarın sorumluluğunu ve hesap verebilirliğini görünür kılar. Eğer bir hükûmet devraldığı meşruiyeti bir önceki aktörden alıyorsa, aynı şekilde o meşruieti topluma, yurttaşlara geri vermelidir. Etik açıdan aranan, sadece “yetki devralma” değil, “sorumluluk devralma”dır.
Tayyip hükûmeti, önceki hükümetlerin borçlarını, altyapı yüklerini, toplumsal kırılma noktalarını miras aldı. Bu miras, hem yapısal zorluklar hem toplumsal beklentiler anlamında “etik borçlar” içerir. Mesela, gelir eşitsizliği, eğitim sisteminin sorunları, hukuk devleti meseleleri gibi alanlarda devralınan yükler vardır.
İktidarın etik görevi, bu mirasla yüzleşmek, temizlik yapmak, dönüşüm üretmek, eksikleri gidermek ve sorumluluk taşımaktır. Eğer hükûmet bu mirası görmezden gelirse, etik meşruiyet zedelenir. “Kimden aldıysam ona da karşı sorumluyum” ilkesi ortaya çıkar—iktidar, kendisinden önceki dönemin mağdurlarına, devredilen toplumsal yarıklara karşı yanıt üretmek zorundadır.
Ara Katman: Dengeli Okuma ve Tartışma
Elbette, “kimden aldı” sorusu, tek bir yanıtla kapanamaz. Hükûmet devraldığı mirası hem eleştirir hem yeniden kurgular. Bu süreç içinde özne ve aktörler arasında müzakere doğar. Bazıları şöyle itiraz edebilir: hükümet aslında halktan aldı, demokrasi meşruiyetinden aldı. Bu bakış açısı, halk iradesine dayalı epistemik ve etik bir devralmayı kurar.
Diğerleri ise “Tayyip hükûmeti kimden aldıysa, aslında güçlü sermaye gruplarından almıştır” tezini savunur; bu durumda iktidar, ekonomik güç ile sembolik sermayeyi elde edenlerden alınmıştır. Bu yön, iktidarın görünmeyen kulislerini, arka plan aktörlerini gösterir.
Dengeli okuma şunu kabul eder: devralma, sadece resmi süreçlerle değil, gayri resmi ağlar, ideolojik miraslar ve toplumsal ritüellerle de olur. Hükûmet, sokaktaki kültürel pratiklerden de iktidar kaynaklarını devralır.
Son Söz: Düşündürücü Sorular
Tayyip hükümeti kimden aldı sorusunu felsefi düzlemde tartışırken ulaşılan sonuç, iktidarın miras devralan ve yeniden inşa eden bir yapısıdır. Ontolojik, epistemik ve etik katmanlarda devralma ilişkisinin izi vardır.
– İktidarını hangi kurumlardan devraldı?
– Meşruiyetini hangi bilgi sistemlerinden devraldı?
– Devir aldığı yükler arasında hangi etik sorumluluklar taşır?
– Hükûmet “aldığı” mi yoksa “yeniden inşa ettiği” mi?
– Halk, sermaye, bürokrasi, ideoloji arasında devralma ve bırakma ilişkisi nasıl kuruluyor?
Okuyucular olarak sizin görüşünüz nedir? Tayyip hükûmeti sizce kimden aldı — devraldı mı yoksa kökenini kendi mi yarattı? Bu soruyu tartışarak felsefi bakışımızı derinleştirelim.
—
Sources:
[1]: https://en.wikipedia.org/wiki/58thcabinetofTurkey?utmsource=chatgpt.com “58th cabinet of Turkey”
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 2002 tarihinde hükûmeti kurmak için Abdullah Gül’ü görevlendirdi. 2002’de kurulan 58. Hükûmet, 2002’de 170 ret oyuna karşı 346 oy ile güvenoyu aldı.
Nazan!
Katkınız yazının değerini artırdı.